Tarih: Çrş May 23, 2007 10:55 am Mesaj konusu: Suudi Arabistan
Site Admin
Kayıt: 04 Nis 2007 Mesajlar: 162
Suudi Arabistan
Suudi Arabistan, Islam'in kutsal beldelerini ve dogus topraklarini yönetimi altinda tutan bir devlet oldugundan bütün dünya Müslümanlarinin gündeminde olan bir devlettir. Hacc ve umre için bu devletin vizesine ihtiyaç duyulmasi sebebiyle bu ibadetlerini yerine getirmek isteyenlerin zorunlu olarak bu devletle bir irtibatlari da oluyor. Dünyaya "seriatla yönetilen ülke" olarak lanse edildiginden dolayi da teşekkürler cellotin forum teşekkürler cellotin forum tartismalara konu olmaktadir. Bütün bu özellikleri dolayisiyla bu sayimizda da "Islam Cografyasi" bölümünde Suudi Arabistan'i tanitiyoruz.
Suudi Arabistan Hakkinda Genel Bilgiler
Resmi adi: Suudi Arabistan Kralligi
Baskenti: Riyad
Diger önemli sehirleri: Mekke, Medine, Cidde, Taif, Demmam, Dahran, Bureyde.
Yüzölçümü: 2.150.000 km2
Nüfusu: 23,000.000 (2000 tahmini). Nüfusun % 77.5'i sehirlerde yasamaktadir.
Nüfus artis hizi: % 3.9
Etnik yapi: Nüfusun % 94'ü Araptir. Kalan nüfusu da Güney Asyalilar, Türkistan Türkleri ve Huiler olusturmaktadir.
Dil: Resmi dil de konusulan dil de Arapça'dir.
Din: Resmi din Islâm'dir ve halkin % 99'u Müslümandir. Müslümanlarin çogu sünni ve büyük çogunlugu Hanbelidir. Az sayida da Sii vardir. Müslümanlarin disinda az sayida hiristiyan ve Dogu dinleri mensubu mevcuttur.
Cografi durumu: Ortadogu ülkelerinden sayilan ve Arap Yarimadasi'nin büyük bir kismini kaplayan Suudi Arabistan kuzeyden Ürdün ve Irak, kuzeydogudan Kuveyt, dogudan Basra Körfezi, Katar ve Birleteşekkürler cellotin forum Arap Emirlikleri, güneydogudan Umman, güneyden Yemen, batidan Kizildeniz'le çevrilidir. Topraklarinin % 1'i tarim alani, % 39'u otlak, kalani çöl ve kumsaldir. Suudi Arabistan'a sicak ve kurak bir iklim hâkimdir.
Yönetim sekli: Suudi Arabistan krallik rejimiyle yönetilmektedir. Kral oldukça genis yetkilere sahiptir. Yasama yetkisi de kralin elindedir. Anayasaya göre ülkede uygulanacak yasalarin seriata dayanmasi gerekir. Ancak pratikte bu konuda birçok pürüz mevcuttur. Anayasayi degistirme yetkisi kralin elindedir. Kral 1993'te 60 üyeli bir Danisma Meclisi olusturdu ve üyelerinin tamamini bizzat kendisi belirledi. Ancak bu meclisin yetkileri oldukça sinirlidir ve sadece kral istedigi zaman toplanmaktadir. Seriatin normalde bütün herkese karsi islemesi gerekirken Suudi Arabistan'da "siyade" denilen ve kralla onun çevresindeki kisilerin olusturdugu sinifin yargi dokunulmazligi vardir. Yönetim kadrosunu olusturanlarin büyük bir çogunlugu Suud ailesine mensuptur. Kendilerine "emir" denilen idari bölge yöneticilerinin tamami Suud ailesine mensuptur. Bütün üst kademe yöneticileri kral tarafindan tayin edilir. Onlar da kendi emirlerinde çalisacak kisileri tayin ederler. Dernek yöneticilerine varincaya kadar bütün yetkili kisiler tayinle belirlenir, hiçbir yerde seçim yoluna gidilmez. Yardim kuruluslari ve dernekleri kurma ve kurdurma yetkisi sadece devletin elindedir. Her ne amaçla olursa olsun toplanti ve tören için özel izin gerekir. Suudi Arabistan, BM, IKÖ (Islâm Konferansi Örgütü), Arap Birligi, Körfez Isbirligi Konseyi, OPEC (Petrol Ihraç Eden Ülkeler Teskilati), IMF (Uluslararasi Para Fonu), Islâm Kalkinma Bankasi gibi uluslararasi örgütlere üyedir.
Idari bölünüs: 13 idari bölgeye ayrilir.
Tarihi: Bilindigi üzere bugün Suudi Arabistan yönetiminin elinde olan topraklar Islâm'in besigi olan topraklardir. Bu itibarla bu topraklarin Islâmi tarihi Resulullah (a.s.)'in peygamber olarak ortaya çikmasiyla baslamis, rasid halifeler, Emeviler ve Abbasiler dönemleriyle devam etmistir. Bazi küçük kariteşekkürler cellotin forumliklar ve ayaklanmalar müstesna tutulursa bu dönemlerde bu topraklar sürekli hilafeti temsil eden devletin yönetimi altinda olmustur.
1258'de Abbasiler'in Bagdat'taki varliklarina Mogollar tarafindan son verildikten kisa bir süre sonra Misir'da yönetimi ellerinde bulunduran Memlükler, Abbasi halifelerini yanlarina çagirmis ve hilafetin burada kendi himayelerinde devam etmesini saglamislardir. Böylece bu tarihten sonra bugünkü Suudi Arabistan'in hükmettigi Arap Yarimadasi'nin yönetimi Memlükler'in eline geçti. 1517'de Kanuni'nin Memlük saltanatina son vermesinden sonra hilafetin Osmanlilara geçmesiyle birlikte kutsal beldeleri içinde bulunduran Arap Yarimadasi'nin yönetimi de Osmanlilarin eline geçti.
Arabistan topraklarinin Osmanli yönetiminde oldugu dönemde 1740'larda bu bölgede Vehhabilik hareketi olarak bilinen itikadi hareket ortaya çikti. Hareketin öncüsü Muhammedu'bnu Abdilvehhab 1744'te Riyad yakinlarindaki Der'iyye kasabasina yerleserek orada bir kabilenin baskani olan Muhammedu'bnu Suud ile isbirligi yapti. Bu isbirliginden Vehhabi isyanlari dogdu. Isyancilar Osmanlilardan bagimsiz olarak kendi inançlarina ve düsüncelerine göre sekillenen bir devlet kurmak istiyorlardi. Muhammedu'bnu Suud'un 1765'te ölümü üzerine Vehhabi isyanlarinin askeri ve siyasi liderligini oglu Abdülaziz üstlendi. Isyan çok sürmeden Arabistan'a yayildi ve isyancilar 1803'te Mekke'yi ele geçirdiler. Osmanli Devleti bu isyanlari bastirmak için Misir valisi Mehmed Ali Pasa'yi görevlendirdi. Mehmed Ali Pasa'nin oglu Tosun'un komutasindaki bir ordu 1812-13'te Medine, Mekke ve Taif'i vehhabilerden geri aldi. Daha sonra Mehmed Ali Pasa bizzat kendisi Abdülaziz'in üzerine yürüdü. Baslangiçta direnen Abdülaziz 1814'te ani bir sekilde öldü ve kuvvetleri dagildi. Mehmed Ali Pasa'nin gönderdigi Kavalali Ibrahim Pasa 1818'de Der'iyye'ye girerek isyancilari yenilgiye ugratti. Muhammedu'bnu Abdülvehhab'in oglu Der'iyye kadisi Süleyman'i da öldürdü. Ibnu Abdilvehhab'in diger oglu Ali de haccda yakalanarak öldürüldü. Ibrahim Pasa Abdülaziz ibnu Suud'un oglu Abdullah'i ve çocuklarini yakalayarak Istanbul'a gönderdi ve bunlar 17 Aralik 1819'da burada idam edildiler. Ancak Vehhabi hareketi durmadi. Osmanli ordularinin önünden kaçan Türki ibnu Abdillah, Vehhabi kuvvetleri yeniden toparlayarak 1821'de Riyad'i baskent yapan bir Vehhabi devleti ilan etti. Bu yönetim baslangiçta askeri hareketlerle, 1843'ten sonra da Osmanli Devleti'ne tabi olmayi kabul ederek 1891'e kadar ayakta kalmayi basardi. 1891'de dagilan bu yönetimi II. Abdülaziz ibnu Suud 1902'de yeniden toparlayarak Riyad merkezli Vehhabi yönetimin kurulusunu ilan etti. II. Abdülaziz, Arabistan yarimadasinda gücünü artirmak için Ingilizlerle isbirligi yapti. Sonraki yillarda Arabistan'in diger bölgelerini de ele geçirerek topraklarini genisletti. Abdülaziz 26 Aralik 1915'te Ingiltere'yle özel bir anlasma imzaladi. Anlasmaya göre Abdülaziz'in ele geçirdigi topraklarin kesin yönetimi ona ait olacak, ondan sonra da yönetim çocuklarina geçecekti. Ancak bu topraklarin yöneticileri hiçbir sekilde Ingiltere'nin aleyhinde olmayacaklardi.
I. Dünya Savasi'nin Osmanli Devleti'nin aleyhine sonuçlanmasi üzerine Ibnu Suud yönetimi 1921'den sonra Hâil, Tâif, Mekke, Medine ve Cidde'yi de ele geçirdi. Abdülaziz ibnu Suud 5 Aralik 1924'te Necd ve Hicaz krali olarak ilan edildi. 27 Mayis 1927'de Ingilizlerle yapilan anlasmayla "Necd ve Hicaz Kralligi" bagimsiz bir devlet statüsü kazandi. 1932'de devletin adi "Suudi Arabistan Kralligi" olarak degistirildi. Abdülaziz ibnu Suud'un kralligi 9 Kasim 1953'e kadar sürdü. Onun arkasindan oglu Suud ibnu Abdülaziz kral oldu. Onun 2 Kasim 1964'te ölümünden sonra yerine kardesi Faysal ibnu Abdülaziz geçti. Onun 25 Mart 1975'te yegeni tarafindan öldürülmesi üzerine yerine kardesi Hâlid ibnu Abdilaziz geçti. Onun 13 Haziran 1982'de ölümünden sonra da yerine kardesi Fehd ibnu Abdilaziz geçti. Fehd ibnu Abdülaziz kardesleriyle arasindaki saltanat rekabetinde ABD'den destek gördü ve kralliga geçmesinden sonra da ülkeyi tamamen ABD güdümüne soktu. 17 Ocak 1991'de baslayan Körfez Savasi'nda da ABD'nin öncülügündeki müttefik kuvvetlere en büyük lojistik destegi Suudi Arabistan verdi.
Dis problemleri: Suudi Arabistan'in Körfez krizinde takinmis oldugu tavir Irak'in yani sira Yemen ve Sudan'la da arasinin açilmasina yol açti. Suud yönetimi Yemen'in söz konusu krizde Irak'in tarafini tutmasi yüzünden ülkesinde çalisan 1 milyon Yemenliyi sinir disi etti. Fakat sonraki dönemlerde iliskilerde bir yumusama oldu. Benzer problemleri Sudan'la da yasadi.
Suud yönetimi içerdeki insan haklari ihlalleri ve baskici uygulamalari yüzünden çesitli uluslararasi insan haklari kuruluslarinin da hedefi haline geldi. 1993'te sürekli bu tür kuruluslarla basi dertteydi. Uluslararasi Af Örgütü ve daha baska insan haklari kuruluslari bu ülkedeki insan haklari ihlalleriyle ilgili oldukça kabarik raporlar yayinladilar.
Iç problemleri: Ülkedeki despotik kraliyet rejimine ve insan haklari ihlallerine karsi tepkiler son yillarda iyice su yüzüne çikmaya basladi. Bu yüzden çesitli üniversitelerde ve bakanliklarda görevli aydinlar 1993 Mayis'inda bir bildiri yayinlayarak yönetimi seriat ilkelerine dönmeye ve seriatin insanlara saglamis oldugu haklari güvenceye almaya çagirdilar. Ancak çok geçmeden bu bildiriye imza atanlarin hepsi görevlerinden uzaklastirilarak birçogu tutuklandi. Buna ragmen üniversite çevrelerindeki rahatsizlik devam etti ve ayni yilin Agustos ayinda 60 ögretim görevlisi kraldan, tutuklananlarin serbest birakilmalarini istedi. Çok geçmeden bazi imamlar ve din alimleri de yönetimin baskici ve Islâm'a aykiri uygulamalarindan duyduklari rahatsizligi dile getirdiler. Bu gelismeler üzerine de çok sayida imam görevden uzaklastirildi ve birçogu tutuklandi. Yönetim simdilik kendisine yönelik tenkitleri ve tepkileri zorla susturmaya çalisiyor. Ancak bu metodun uzun vadeli bir çözüm olmayacagi, gittikçe yayginlasan rahatsizligin ileride ciddi bir patlamaya yol açmasinin ihtimal dahilinde oldugu görülüyor.
Islami Hareket: Suudi Arabistan yönetiminin uyguladigi teşekkürler cellotin forumi baski politikasi ve örgütlenmeye karsi getirilen yasaklar bu ülkede örgütlü bir Islâmi faaliyet yürütülmesine imkân vermemektedir. Hâlen faaliyet yürüten kuruluslarin tamami devlete baglidir ve devletin resmi politikasini savunmak zorundadir. 100 bin kisilik bir orduya sahip olan Suudi Arabistan'in 300 bin kisinin çalistigi bir istihbarat örgütünün bulunmasi sebebiyle cemaat çalismalari yürütülmesi de oldukça zor olmaktadir. Basta Müslüman Kardesler olmak üzere kendi ülkelerinde Islâm'i devlete hâkim kilmayi amaçlayan cemaatlerin Suudi Arabistan'da faaliyette bulunmasi yasaklanmistir. Ibnu Abdilvehhab'in görüslerine dayandirilan resmi davet çalismalarinin amaci ise Suud yönetiminin izledigi politikaya bir mesruiyet zemini olusturmak ve özellikle gençler arasinda resmi sansürden geçmemis fikirlerin yayilmasina firsat vermemektir.
Ekonomi: Suudi Arabistan ekonomisi birinci derecede petrole dayanir. OPEC ülkeleri arasinda 1993'te gerçeklestirilen anlasmadan sonraki günlük petrol üretiminin 8 milyon varil olmasi kararlastirilmistir. Bu miktarla OPEC ülkeleri arasinda birinci sirayi almistir. Bu miktar OPEC ülkelerinin 24 milyon 520 bin varil olan günlük toplam petrol üretiminin üçte birine yakindir. Yilda ortalama 33 milyar m3 miktarinda da dogal gaz üretmektedir. Petrol ve dogal gazdan elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasiladaki payi % 35'tir. Suudi Arabistan hacdan da önemli miktarda gelir saglamaktadir. Suud yönetimi hacilardan ayakbasti parasi, özel hizmet parasi gibi çesitli vergiler almaktadir. Tarim son yillarda petrolden elde edilen gelirlerle nispeten gelistirilmistir. En çok üretilen tarim ürünlerinin basinda tahil ve çesitli sebzeler gelir. Son yillarda seraciligin yayginlastirilmasina çalisilmaktadir. Basta hurma ve üzüm olmak üzere bazi meyveler de yetistirilmektedir. Tarim ve hayvanciliktan elde edilen gelirin milli gelir içindeki payi % 6'dir.
Para birimi: Suudi Arabistan Riyali
Kisi basina düsen milli gelir: 7070 dolar
Sanayi: Suudi Arabistan'in sanayi kuruluslarinin basinda petrol aritma ve petrokimya tesisleri gelir. Üretime dayali sanayi pek gelismemistir. Ancak son yillarda bazi sanayi kollarinin olusturulmasi yolunda mesafe katedilmistir. Simdiye kadar kurulmus olan sanayi kuruluslari genellikle gida, mesrubat, sigara, tekstil, dericilik, konfeksiyon, mobilya, agaç isleri, kâgit ve kirtasiye malzemeleri imalati, plastik, çimento ve diger insaat malzemeleri üretimi, maden isleri, madeni ve toprak esya üretimi, büro malzemeleri ve çesitli mekanik ve elektrikli araçlar üretimi sektörleriyle ilgilidir.
Kaynak: Vahdet Dergisi
Hazirlayan: Ekrem Yolcu
SUUDİ ARABİSTAN-TÜRKİYE EKONOMİK VE TİCARİ İLİŞKİLERİ
A-EKONOMİK İLİŞKİLER:
Suudi Arabistan'la ticari ve ekonomik ilişkilerimiz, 1974 yılında imzalanan Ticaret, Ekonomik ve Teknik Işbirligi Anlaşmaları çerçevesinde yürtülmektedir. Ticaret Anlaşmasının öngördügü Karma Ekonomik Komisyon Toplantıları sırasıyla iki ülkede yapılmaktadır. Bugüne kadar altı kez yapılan Türkiye - Suudi Arabistan Karma Ekonomik Komisyon Toplantılarının sonuncusu, Nisan 1992'de Riyad'da yapılmıştır.
Suudi Arabistan ile ayrıca, 11 Ocak 1989 tarihinde Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması imzalanmıştır.Türk ve Suud özel sektörleri için ortak yatırım imkanları oluşturmak ve iki ülkenin sermaye akışını üretim amaçlı yatırımlara yöneltmek üzere, 1986 yılında kurulan Türk - Suudi Yatırım Holding Şirketi 1990 yılında faaliyete geçmiştir. Şirket, Türkiye Kalkınma Bankası danışmanlığında turizm, gayrimenkul ve hastane konuları ile ilgili yatırım projeleri hazırlamıştır.
Diğer taraftan, iki ülke özel sektörleri arasında ortak deniz ve/veya kara nakliye şirketi kurulması konusundaki ön etüd, Türkiye Kalkınma Bankasınca tamamlanarak adı geçen şirkete verilmiştir.Diger taraftan, Suudi Arabistan'a en önemli ihracat kalemimizi teşkil eden canlı koyunların daha düzenli ve sıhhi şartlarda ihrac edilebilmelerini teminen, Türkiye'nin güneyinde tercihan Mersin civarinda, bir yükleme tesisinin ortaklaşa kurulması ve bunun için de Türk - Suudi Yatırım Holding Şirketinin devreye sokulması üzerinde taraflarca gerçekleştirilmesi düşünülen konular arasındadır.
B-TİCARİ İLİŞKİLER :
Suudi Arabistan Türkiyenin dış ticaretinde sürekli ilk 10 ülke arasında yer almaktadır. Ülkemizden yapılan ihracat, Suudi Arabistan'ın ithalatının yaklaşık %2.0’ sini bu ülkeden yaptığımız ithalat ise toplam ithalatımızın %5.0' ini teşkil etmektedir. İthalatımızın %95.0'i petrol ve petrol ürünlerinden oluşmaktadır.
İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi, 1986 - 1989 yıllarında 530 - 570 milyon $ dolayında iken, bu miktar 1990 yılında 1.1 milyar $, 1991 yılında 2.3 milyar $, 1992 yılında 2.2 milyar $ ve 1993 yılında 2.0 milyar, 1994 ve 1995 yıllarında da 1.8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiştir.
Dış ticaret dengesi tabloda da görülecegi gibi, 1989 yılına kadar Türkiye lehine fazlalık verirken, 1990 yılından sonra Türkiye'nin petrol ithalatının büyük bir kısmını Suudi Arabistan'dan yapması neticesinde, dış ticaret dengesi Suudi Arabistan lehine dönmüştür. Ancak 1991 yılından sonra dış ticaret açığımızda, petrol fiyatlarında görülen düşüşe paralel olarak azalış meydane gelmektedir. Tabloların incelenmesinden de görülecegi üzere, son iki yılda ihracatımızda görülen azalışın esas sebebinı, canlı koyun ihracatımızda önemli düşüş oluşturmaktadır. 1993 yılında 197 milyon dolar kıymetinde canlı koyun ihraç edilirken, bu rakam 1994 yılında 59 milyon dolar azalarak 138 milyon dolara, 1995 yılında da 75 milyon dolar azalarak 61 milyon dolara gerilemiştir.
Canlı koyun ihracatımızda görülen bu düşüşün esas nedeni, son yıllarda ülkemiz et stoklarında yaşanan olumsuz gelişmelere bağlı olarak, belirli ağırlığa ulaşmamış kuzu kesimi ve ihracatının yasaklanmış olmasıdır. 1988 yılından bu yana yasak olan Avustral'ya menşe'li canlı koyun ithalatının, yeniden serbest bırakılması da canlı koyun ihracatımızı olumsuz yönde etkilemiştir.
Diğer taraftan gıda, sanayii ürünleri, çimento, lastik-plastik, dokumacılık, elektrikli ve elektronik makinalar, diğer sanayi mamülleri gibi sanayi ürünlerimizde önemli oranlarda artışlar görülmektedir. Bu gelişme, Suudi Arabistan’ın ithalatında her yıl kaydedilen yaklaşık %20.0 oranındaki azalışa rağmen, ihracatımızın nitelikli ürünler yönünde olumlu bir gelişme içerisinde olduğunun işaretidir.
Ancak, ürünlerimize rakip görülen, Yunanistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Malezya, Endonezya, Mısır, İngiltere, Fransa ve diğer avrupa ülkeleri piyasasaki etkinliklerini artırmaktadırlar. Yunanistan ve Çin Halk Cumhuriyetinin ülkeye yönelik ihracatında önemli artışlar meydana gelmektedir. Yunanistan firmaları, Yunan İhracatı Destekleme Kurumunun öncülüğünde, 1997 yılında organize edilen 5 fuara katılmaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti de her yıl fuarlara katılmakta ve özel olarak “Çin İhraç Ürünleri Sergisi” düzenlemektedir.
Ülkemiz meslek kuruluşlarının ve önde gelen firmalarının piyasaya yeteri kadar ilgi göstermemeleri, pazar payımızın geleceğini olumsuz etkileyeceği kanaatindeyiz. Bir an önce ikili görüşmeler, sergi düzenlenmesi, karşılıklı ziyaretlerle temasların artırılması gerekmektedir.
TABLO:15
SUUDİ ARABİSTAN'LA YILLARA GÖRE DIŞ TİCARETİMİZ
(Milyon $)
% DEĞİŞME
YILLAR İHRACAT İTHALAT TİCARET HACMİ FARK İHRACAT İTHALAT
1989 364 212 576 152 - -
1990 338 724 1,062 -385 -7.0 241.3
1991 485 1,829 2,313 -1,344 43.2 152.8
1992 487 1,665 2,152 -1,178 0.5 -9.0
1993 652 1,500 2,152 -848 33.9 -10.0
1994 610 1,229 1,839 -619 -6.4 -18.1
1995 470 1,383 1,853 -913 22.9 -12.5
Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı
TABLO:16
SUUDİ ARABİSTAN'DAN MAL GRUPLARI İTİBARİYLE İTHALATIMIZ
Milyon$
Y I L L A R
MAL GRUPLARI 1993 1994 1995 Artış %
HUBUBAT 17,8 0,0 2,2 +
HAM DERİ VE POSTLAR 4,7 4,3 6,2 44,2
METALİK OLMAYAN TAŞ OC.ÜR. 10,2 8,4 8,6 2,4
YAKIT MADDELERİ (petrol) 1.287,7 1.061,8 1.143,7 7,7
İŞLENMİŞ PETROL ÜRÜNLERİ 138,6 104,7 142,1 35,7
KİMYA SANAYİ ÜRÜNLERİ 14,8 16,0 32,5 103,1
DERİ KÖSELE MAMULLERİ 12,8 13,1 12,0 -8,4
DEMİR DIŞI METAL SAN.ÜRÜNLERİ 7,4 9,4 9,2 -2,1
TOPLAM 1.494,0 1.217,7 1.356,5 11,4
DİĞER 5,7 11,1 26,5 138,7
GENEL TOPLAM 1.499,7 1.228,8 1.383,0 12,5
Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı
TABLO:17
SUUDİ ARABİSTAN'A MALGRUPLARI İTİBARİYLE İHRACATMIZ
Milyon $
Y I L L A R
MAL GRUPLARI 1993 1994 1995 Artış %
BAKLAGİLLER 11,2 9,2 8,2 -10,9
MEYVELER 39,1 42,2 24,4 -42,2
SEBZELER 45,4 33,0 26,1 -20,9
CANLI HAYVANLAR(koyun) 197,0 137,6 61,6 -55,2
GIDA SANAYİ ÜRÜNLERİ 34,8 38,2 35,4 -7,3
ÇİMENTO 18,3 27,9 10,2 -63,4
KİMYA SANAYİ ÜRÜNLERİ 9,2 6,6 9,8 48,5
LASTİK-PLASTİK SAN.ÜRÜN. 11,8 17,2 13,7 -20,3
DOKUMACILIK 113,9 119,6 113,0 -5,5
CAM, SERAMİK, TUĞLA 12,8 13,0 17,2 32,3
DEMİR-ÇELİK 102,4 91,6 79,2 -13,5
DEMİR DIŞI METAL SAN. ÜR. 6,0 6,2 6,0 -3,2
MAKİNA SANAYİİ ÜRÜNLERİ 10,2 9,5 7,8 -17,9
ELEKTRİK-ELEKTRONİK MAK. 14,5 16,4 11,2 -31,7
TAŞIT ARAÇLARI YEDEK PAR. 5,3 1,5 1,3 -13,3
DİĞER SANAYİ MAMÜLLERİ 14,3 18,9 17,3 -8,5
TOPLAM 646,2 588,6 442,4 -24,8
DİĞER 6,2 21,4 27,6 29,0
GENEL TOPLAM 652,4 610,0 470,0 -23,0
Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı
C-Turizm Alanındaki İlişkiler: Suudi Arabistanla turizm alanındaki ilişkiler zikzaklı bir grafik çizmektedir. 1987 yılında yaklaşık 40.000 suudlu ülkemizi ziyaret etmişken bu rakam 1991 yılında 11.500 kadar düşmüştür. 1992 yılından itibaren yeniden bir artış eğilimine girdiği gözlenmektedir. 1993, 1994, 1995 yıllarında sırasıyla, 20.689, 27.869 ve 24.457 kişi ülkemize turizm maksadıyla gelmiştir.
Suudlu ailelerin çoğunluğu, yabancı ülke insanları arasında kendilerini rahat hissedememektedirler. Daha çok kendilerine mahsus dinlenebilme imkanı sağlayan yerleri ve ülkeleri tercih etmektedirler.
Ülkemizden Suudi Arabistana çıkışlar daha çok Hac ve Umre maksadı ile olmaktadır. Resmi kayıtlara göre, 1987 yılında 108.000 vatandaşımız Hac maksadı ile ülkeyi ziyaret etmişken, bu sayının 1996 yılında 65.000 olarak gerçekleştiği bilinmektedir. Diğer taraftan Umre yapmak niyetiyle çok sayıda vatandaşımız ziyarette bulunmaktadır.
D-Karşılıklı Doğrudan Yatırımlar, Ortak Yatırımlar ve İşbirliği İlişkileri:
Suudi Arabistan’ın yurtdışında yapmış olduğu yatırımlara ilişkin net bir bilgi mevcut değildir. Ancak ülkemizde, Al Baraka, Faisal Finans, gibi suudi kuruluşlarının özel finans kurumu olarak, ayrıca Al Baraka, Saudi Cable Company, Al-Tawfeek Co.nun bazı özel sektör firmalarımızda ortaklık payına sahip oldukları bilinmektedir.
Diğer taraftan, Türk-Suudi arasında yatırımların artırılmasına yönelik olarak, kurulmuş olan “Türk-Suudi Yatırım Holding A.Ş.”nin %60 hissesi suudi özel sektör firmalarına aittir. Bu şirket halen turizm ve gayri menkul konularında yatırımda bulunmaktadır.
E-Karşılaşılan Sorunlar ve İlşkileri Geliştirmeye Yönelik Öneriler:
Yoğun bir rekabetin yaşandığı ülkenin dış ticaretinde, sanayileşmiş ülkelerin büyük payları olduğu görülmektedir. Ancak son yıllarda Çin Halk Cumhuriyeti, Yunanistan, Endonezya, Malezya piyasada pazar paylarını artırmak için yoğun bir çaba içerisinde oldukları dikkati çekmektedir.
1990 yılında cereyan eden körfez savaşı'ndan sonra Irak'a ambargo konmasıyla petrol ithalatımızın Suudi Arabistana kayması sonucu, dış ticarette dengesinin aleyhimize döndüğü görülmekle beraber, son yıllarda petrol fiyatlarında görülen düşüşe paralel olarak aleyhimize bulunan açık azalarak devam eder hale gelmiştir.
Halen %2 pay aldıgımız bu pazardan, Türk üretici ve ihracatçısının çabalarını piyasaya yöneltmeleri halinde, ihracatımızın kolaylıkla bir milyar dolara ulaşması ve Suudi Arabistan pazarındaki payımızın da %4' ulaşması imkan dahilindedir. Ancak gerekli destek ve ilginin gösterilmemesi sonocu, daha önceki yıllarda ilk 10 ülke arasında degişmekte olan yerimizin, daha alt sıralara kaymakta olduğu yönünde işaretler görülmektedir.
Daha önce de belirtildiği üzere, Suudi Arabistan 1990 sonrası harcamalarda önemli kısıtlamalara giderek ve daha az ithalat yaparak, daralan bir ekonomik yapı içerisinde dengeleri korumaya çalışmaktadır. Bu durumun, bilhassa orta ve düşük gelir gruplarını teşkil eden halkın alım gücünü önemli ölçüde etkilediği müşahede edilmektedir. Daha önceki yıllarda fiyat konusunda yeterince titizlik göstermeyen halk, artık fiyatı daha ucuz olanı tercih etmektedir. Fiyat gerek ithalatta, gerekse iç tüketimde belirleyici unsur olarak ortaya çıkmaktadır.
Suudi Toplumu esas itibariyle bir tüketim toplumudur. Bu sebeple, Suudi Arabistan’a Dünya’nın her tarafından, ihracat yapılmakta ve her malın mutlaka değişik ülkelerden gelmiş fiyat ve kalite bakımından farklı türleri bulunmaktadır. Bu nedenle, tüketicinin önünde seçme imkanı geniş bir ürün yelpazesi bulunmaktadır. Bu hususları göz önüne alarak, ihracatçılarımızın ihraç edecekleri ürünlerinin fiyat ve kalite olarak rekabet edebilir olmasına bilhassa dikkat etmeleri gerekmektedir.
Alış verişlerin daha çok süpermarket veya hipermarket'lerden yapılması nedeniyle, alternatif mal ve alternatif fiyatlar tüketicinin eğilimini etkilemektedir. Bu münasebetle ihraç edilecek malların tüketici egilimini etkileyebilecek ve giderek tüketici alışkanlığı yaratacak özellikler taşıması ihracatımızın artırılması bakımından gereklidir.
Görünen o ki, ülkemiz bir çok üründe dünya sıtandartlarına ulaşmış bulunmaktadır. Bir çok orta ölçekli firmamız tarafından üretilen çeşitli ürünler, kalite olarak gerekli düzeye ulaşmış olmasına rağmen, sadece pazarlama bilgi ve becerisinin yetersiz olması sonucu, pazara ulaşmakta başarısız olmakta ve ihracatta beklenen performansı gösteremedikleri müşahade edilmektedir. Meslek kuruluşlarının üreticinin dış pazarlara açılabilmeleri yönünde daha fazla çaba harcamaları ve mali desteklerde bulunulması kaçınılmazdır.
Günümüzde pazara ulaşma düşüncesinin en önemli aracı, fuar ve sergilerdir. Gelişmiş Sanayi ülkeleri bu aracı fevkalade bilinçli ve etkili bir şekilde kullanmakta ve kendi ürünlerinin rekabet şansını artırmaktadırlar.
Ülkemizin 1984 yılından 1995 yılına kadar Suudi Arabistan'da her hangi bir sergi düzenlememesi ve düzenlenmiş olan herhangi bir sergiye de milli düzeyde katılmaması, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir durumdur. Bu konuyu 1993 yılı başından itibaren Ataşeligimiz öncelikli olarak gündemine almış, Müsteşarlığımıza intikal ettirerek, Suudi Arabistan'da bir Türk İhraç Ürünleri Sergisi düzenlenmesinin faydalı olacagını bildirmiştir.
Müsteşarlığımızın muvafakatıyla 10 yıl sonra ilk defa 1995 yılının Ocak ayında 'EXP 95' adı altında bir Türk ihraç ürünleri sergisi düzenlemistir. 92 şirketin iştirak ettigi bu sergi her ne kadar gerek firma sayısı, gerek ürün çeşitliliği ve kalitesi bakımından beklenen nitelikte olmamışsa da, böyle bir serginin 10 yıldan sonra ilk defa düzenlenmiş olması dahi önemli bir ticari aktivitenin oluşmasını sağlamıştır.
Ülkeye giriş vizesi almakta güçlük çeken firma temsilcilerimiz, fuar vizesi ile gelerek muhatabları ile görüşebilme imkanı bulmuşlardır.
İhracatımızın istikrarlı bir bicimde artırılabilmesi için dikkat edilmesinde yarar gördüğümüz hususlar:
1-İş adamlarımızın ve ticaret erbabı vatandaşlarımızın “iş seyahati” vizesi almaları konusunda, suudi makamları nezdinde ısrarla girişimde bunularak, bu hakkın elde edilmesi,
2-Her yıl mutlaka bir“Türk İhraç Ürünleri Sergisi”nin yapılması, bu serginin Cidde, Riyad ve Dammam şehirlerinde tekrarlanması,
3-Milli düzeyde iştirak olmasa dahi, firmalarımızın diğer ihtisas fuarlarına katılmalarının teşvik edilmesi,
4-Firmalarımızın ticari ilişkilerini uluslararası kabul görmüş teamüller dogrultusunda açık ve yazılı sözleşmelere bağlı olarak yürütmeleri,
5-Ödemelerde mümkün oldukça “Gayri Kabili Rücu” akreditifin tercih edilmesi,
6-Yerinde yapılacak ödemelerde kesinlikle çek kabul edilmemesi,
7-Meslek odalarınca her yıl belirli aralıklarla iş seyahatlari düzenlenmesi,
8-Ürün kalitesinin yükseltilerek korunması,
9-Firmalarımızın ürünlerini taahhüt ettikleri zamanda teslim konusunda daha titiz davranmaları,
10-Verilen nümuneye uygun sevkiyat yapılması,
11-Tüketici tercihlerinin tesbit edilerek, talebi yoğun olan mal üretimine gidilmesi,
12-Mümkün olduğu kadar uluslararası ticarette tecrübesi olan firmalarımızın Suudi Arabistan pazarına girmeleri,
13-Nakliyede malin cinsine göre sürat ve güvenilirligin easas alınması,
14-Fiyatlandırmanın, pazara girilmesinde esas belirleyici unsur olduğunun unutulmaması, gerekmektedir.
Arap Yarımadasının güneydoğusunda yer alan Birleşik Arap Emirlikleri; Suudi Arabistan ve Umman ile komşudur.
1 318 km kıyısı olan BAE kuzeyden Basra Körfezi, doğudan Umman, güneyden ve batıdan ise Suudi Arabistan ile komşudur. Toplam 867 km olan kara sınırının; 410 km'si Umman ve 457 km'side Suudi Arabistan iledir.
Toplam 82 880 km² alan kaplayan BAE 22° 29' K - 26° 02' K paralelleri ile 51° 04' D - 56° 23' D boylamları arasında yer almaktadır. Ülke arazisinin tamamı kara yüzeyidir.
Ülkenin en alçak yeri 0 m ile Basra Körfezi kıyıları iken, en yüksek yeri 1 527 m ile Yibir Dağıdır.
Birleşik Arap Emirlikleri'nin temelinde Arabistan sert kütlesi ve bunun üzerinde ise petrol yataklarının bulunduğu az kıvrımlı 2. ve 3. Jeolojik zamanlara ait tortul araziler yer alır. Ülkenin büyük bir bölümünde, düzlük ve hafif dalgalı alanlar bulunur. Kuzey kesimi, Arabistan'ın Rubülhali çölü ne açılır. Umman Körfezi'nde bazı kayalık sahalar dışında sahil kuşağında kumluk araziler yaygındır. Buradaki çukur alanlarda tuzlu su bataklıkları görülür. Batıda kıyı açıklarında kumullardan oluşmuş adalara rastlanır. Buna karşılık, doğuda temiz ve sıcak suların yer aldığı kıyı kuşağında mercan resifleri ve Basra Körfezi'nde sayısız mercan adaları görülür. Ülkenin doğusunda kuzey-güney yönünde uzanan dağlık alanlar yer alır.
Fiziki Harita
Doğal Afetler: Sık sık tekrarlanan kum ve toz fırtınaları.
Çevre konusunda önemli noktalar: Tatlı su ekteşekkürler cellotin forumliğinden kaynaklanan desalinizasyon (tuzlulaşma) ve petrol atıklarının neden olduğu kıyı kirliliği.
BAE Suudi Arabistan Sınırındaki Rubul Hali Çölü
Ülkenin En Dağlık Sahası Ras el Kayman'dır
1960'lı yılların sonuna kadar ülkede Araplardan oluşan nüfusun büyük bir bölümü vahalarda yaşamakta ve diğerleri göçebe hayvancılık yapmaktaydı. Azınlıklar büyük kentlere yerleşmiş olup ticaretle uğraşmaktaydı. 1970'li yıllardan itibaren petrolün çıkarılmasıyla nüfus hızla artmaya başlamıştır. Nüfusun hızlı artışında ülkeye gelen yabancıların da payı bulunmaktadır. Halen nüfusun % 80'ini Orta Doğu'daki İslam ülkelerinden (Mısır, Bangladeş, İran, Pakistan, Hindistan, Suriye vb.) gelen yabancılar oluşturmaktadır.
Nüfus Yoğunluğu
Erkeklerin Taşıdığı Özel Bir Hançer
Bir kavga anında bu hançer çekilirse geleneklere göre mutlaka kana bulanması gerekmektedir. Bu nedenle de çok mecbur kalmadıkça bu hançerleri kınından çıkarmamaya özen gösterirler.
Sopalarla Yaptıkları Bir Halk Oyunu
Nüfus: 2 445 989 kişi (2002 tahmini)
Yaş yapısı: 0-14 yaş: % 27.7 (erkek 345 077 kişi; kadın 331 545 kişi)
15-64 yaş: % 69.7 (erkek 1 069 443 kişi; kadın 635 275 kişi)
65 yaş ve üzeri: % 2.6 (erkek 45 989 kişi; kadın 18 660 kişi) (2002 tahmini)
Nüfus artış oranı: % 1.58 (2002 tahmini)
Doğum oranı: 1 000 kişide / 18.3 doğum (2002 tahmini)
Ölüm Oranı: 1 000 kişide / 3.9 ölüm (2002 tahmini)
Net göç oranı: 1 000 kişide / 1.41 göç (2002 tahmini)
Cinsiyet oranı: Doğumda: 1.05 erkek / kadın
15 yaş altı: 1.04 erkek / kadın
15-64 yaş: 1.68 erkek / kadın
65 yaş ve üzeri: 2.46 erkek / kadın
Toplam nüfusun: 1.48 erkek / kadın (2002 tahmini)
Bebek ölüm oranı:1 000 canlı doğumda / 16.12 ölü (2002 tahmini)
Ortalama Ömür: Toplam nüfus: 74.52 yıl
Kadın: 77.1 yıl
Erkek: 72.06 yıl (2002 tahmini)
Doğurganlık oranı : Kadın başına 3.16 çocuk (2002 tahmini)
Milliyet (Uyruk): Birleşik Arap Emirlikli (Arap)
Etnik guruplar: Birleşik Arap Emirlikli (Arap) % 19, Arap ve İranlı % 23, Güney Asyalı % 50, diğerleri % 8 (1982).
Din: Müslüman % 96, Hıristiyan, Hindu ve diğerleri % 4.
Dil: Arapça (Resmi), Farsça, İngilizce, Hintçe ve Urduca.
Okur yazalık oranı: 15 yaş altındaki herkes okuma yazma bilmektedir.
erkek: % 78.9
kadın: % 79.8
Toplam nüfus: % 79.2 (1999 tahmini) _________________ Arkamdan gelme ! Önderin olmayabilirim.
Önümden yürüme ! Seni takip etmeyebilirim.
Yanımdan yürü ki eşit olalım...
( Kızılderili Atasözü )
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız