Tarih: Prş Hzr 07, 2007 12:01 pm Mesaj konusu: Pan-enteizm ve İslam / Kelebek Etkisi, Evrensel Bilinç
Site Admin
Kayıt: 04 Nis 2007 Mesajlar: 167
Kendi çalışmamdır...
Pan-enteist islam görüşü islamın ilk asırlarında mevcuttur. Şu anda toplumumuzda izlerine rastlamak pek mümkün değil. Alevilerin bir Vahdet-i Vücud düşüncesi var buna benzer fakat onlarda islamın emirlerinin bir çoğunu farklı şekillerde yorumlamayı ve uygulamayı tercih ediyorlar. Bu noktada hata yaptıklarını kabul etmek lazım.
Mantık ve felsefe islam ülkelerine girdiğinde yaşanan kavram kargaşasıyla müslümanlar islamı savunma amacıyla teizm'e yöneldi. Bilakis pan-enteist islam görüşünü açıklamak pek zordur. Bu kavram kargaşası şu anda da sürmektedir. Ancak Anadolu ve Kafkas bölgelerinde bu etkinin bir zaman pek görülmemesi nedeniyle Mevlanalar ve Yunuslar yetişmiştir. Pakistanda da İkballer...
Birçoğunuz Mevlananın kitaplarından bir iki satır bile okumamışsınızdır büyük ihtimalle. Gerçi okuyanda bu teist anlayıştan dolayı ne denmek istediğini pek kavramıyor o ayrı tabi. Mevlananın rubaisinin ilk satırlarında daha şu sözler bulunuyor;
"Dinle, bu ney nasıl şikâyet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor: Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın… herkes ağlayıp inledi. Ayrılıktan parça parça olmuş, kalb isterim ki, iştiyak derdini açayım. Aslında uzak düşen kişi, yine vuslat zamanını arar."
Mevlana daha ilk satırlarda Allah ve insan arasındaki bağı ney ve kamışlık arasında kurmuştur. Hele Yunus Emre'nin şu mısralarını bir çoğumuz biliriz ama hiç özünü kavrayamamışıktır ;
"Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene Ver onları
Bana seni gerek seni"
Burdada Yunus Emre Mesnevideki "Ney" misali bir feyad içinde...
Deriz ki Allah küll-i irade(sonsuz irade) sahibidir insan ise cüz-i irade(sınırlı irade) sahibidir. Ne yerdedir ne göktedir fakat her yerdedir.
Fakat islamı savunmada yaşanan kavram kargaşası bize Allah'ı bir yerden kainatı yöneten, peygamberlere bir yerden vahiy gönderen yaratıcı kavramı olarak düşündürmektedir.
Oysa Allah ne yerdedir ne göktedir. Vahiy ise Hz. Muhammed'in ve diğer peygamberlerin özünden dolayısıyla Allahtan gelen sözlerdir. Evet biraz karmaşık fakat anlayacağınızı umut ediyorum.
İngiliz düşünürü White Head 'e göre, Allah'ın her türlü değişmenin ötesinde değişmez bir niteliği ve bunun yanında bir de değişen ve oluşan bir niteliği vardır. Allah değişmeyen yanıyla devinimi başlatmıştır ve Evrenin bilincindedir. Ancak Allah bu konumda kalmış olsaydı, ilk devindirici, özgür, öncesiz ve yetkin olarak kalacak ama varoluşa katılmamış olacaktı. Diğer niteliği ile ise Allah, değişme ve oluşma sürecinin içinde ve bilincindedir. Bu nedenle Allah'ın evrende içkin (evrenin maddesine karışmış-içinde bulunan) olduğunu söylemek de doğrudur. Evrenin Allah 'ta içkin olduğunu söylemek, Allah-Evren ilişkisinin karşılıklı olduğunun farkına varışın göstergesidir.
Kişisel gelişim seminerlerinde ve kitaplarında çokça rastlanır şu söze "kelebek etkisi". Bu kelebek etkisi insanın birşeyi özünde arayıp yani gerçekten isteyip bir süre sonra onu bulmasıdır. Hatta buna ilişkin dünyada çok satan bir kitap var "The Secret"...
Yani Allah küll-i irade sahibi. Sonsuzluk ve evrendeki her "zerre" onun iradesindedir. Onu bilir. Bilmiştir. Bilecektir. Biliyor. Aslında bu zamana tıkılmış sözcükler onu ifade edemiyor. Çünkü o zamandan münezzehtir. Evrendeki herşeyi daha big-bang yaratılırken bilmiştir. Bunu birde zamansız düşünün.
İşte bu denge içindeki "kelebek etkisi" özdeki birleşmeyi yani "evrensel düşünce"ye ulaşmayı sağlar.
Tabii ben bu pan-enteist görüşün tümünün islama uyarlanmasını pek doğru bulmuyorum. Bu belkide bazı konulardaki bilgi eksikliğimden kaynaklanıyor o yüzden bu konulara fazla değinmeyeceğim.
Müslümanlar namaz kılıyor. Bir fikre yoğunlaşıyor. Tek bir noktaya bakıyor. Özüne dönüyor ! İşte bu noktada çok önemli bir mesele var. Namaz insanın özüne dolayısıyla Allah'a dönmesini ona bağlanmasını sağlıyor. Tabii huşü içinde kılınan namazla ocaktaki yemeği düşünürken kılınan namaz ayrı. Ben 10-12 yaşlarıma kadar zaman zaman namaz kılardım. Doğrusu bu ideolojik bir namaz kılmaydı benim için. Yani ne için neden nasıl kılardım bilmezdim. Hatta olsun bitsin diye düşünürdüm. Fakat 12 yaşlarımda bir Ramazan bayramı günü Yavus Selim camide saf almışken birden bir şimşek çaktı sanki beynimde. Düşünmeye ve anlamaya başladım. Ben gerçekten Allah'ın huzurundaydım. Onun karşısında veya huzurunda denmesi simgesel bir durumdu ben gerçekten onun huzurundaydım. Ve o namaz sırasında hayatım boyunca hissetmediğim inanılmaz bir huzur buldum içimde. O anı anlatmak gerçekten çok zor. Bunu bilenler bilir...
Hele "La ilahe illallah muhammedün resulullah" kelimesini içten ve manasını bilerek söyleyince insana farkettiyseniz bir açılma, esneme ve huzur geliyor. Bu kelimede inanılmaz bir şey var. Yani ben bunu "Allahtan başka ilah yoktur Muhammed onun resuludur" şeklinde söylediğimde bu açılma gelmiyor içime.
--
İnsan bir su atomu gibidir koca bir okyanusun içinde. Hem onladır, okyanusla... Hemde ondan ayrı. Tüm insanlar birleşse o okyanusta ancak bir kaç damla ederler belki... İşte Allahla insan arasındaki farkta buna benziyor. İnsan Allaha şirk koşarak kendini okyanustan sayıyor. Oysa biz okyanusun bir parçasıyız okyanusun tümü değil !
Bir iş yapıyorsunuz. Mesela bir kalemle yazı yazıyorsunuz. Sizce yazıyı yazan eliniz mi ? Siz misiniz ?
Demek oluyor ki araba icad olunduğunda bunu yaratan insan olmuyor. Allah oluyor ;
"Hem binesiniz diye, hemde zinet olrak atları, katırları, merkepleri yarattı ve daha bilmediğiniz neler yaratacak" Nahl - 8
"Bir ayette onlara, o dolu gemide zürriyetlerinin taşıdığını ve kendilerine o türden binecekleri şeyleri yaratmamızdır" Yasin - 42
Bu ayetler bunu açıklamıyor mu ?
Bu varoluşsal tempoya zerresine kadar bütün varlıklar kendi ontik karakterleriyle katılmaktadır. Kur'an'ın "biz" (inna) merkezli dilini bu çerçevede anlamak gerekmektedir. Neden biz dediği burada kendisi ortaya çıkmaktadır.
Pan-enteizme göre Allah, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişen (göreli) dir. Hem zamanın içinde, hem dışında, hem sonlu, hem de sonsuzdur. Aynı zamanda hem tikel hem tümel, hem neden hem sonuçtur.Kurandaki evvelde ahir de odur ifadesine uygunluk ifade eden bir tanımdır.
Son olarak bir hikayeyle yazımı bitiriyorum ;
"Bektaşi dedesi birgün nasıl olduysa camide vaaz dinliyormuş, hoca da konuyu işliyor ve diyor ki:
Allah ne yerdedir, ne göktedir, ne havadadır, ne sudadır.....
Dede dayanamamış lafa karışmış ve demiş ki:
Hoca efendi sen şuna yok diyeceksin ama dilin varmıyor."
Mustafa Uğur AKÇIL _________________ Arkamdan gelme ! Önderin olmayabilirim.
Önümden yürüme ! Seni takip etmeyebilirim.
Yanımdan yürü ki eşit olalım...
( Kızılderili Atasözü )
En son elektron tarafından Pzr Mar 09, 2008 2:00 am tarihinde değiştirildi, toplam 2 kere değiştirildi
Dilara
Tarih: Prş Hzr 07, 2007 3:05 pm Mesaj konusu:
Kayıt: 04 Hzr 2007 Mesajlar: 3
Bu konular hakkında fazla okumadım ama, yine de bu yazı akıcı ve açıklayıcı olmuş, makale tadında. Hatta daha da genişletilebilir kanımca. Teşekkürler.
elektron
Tarih: Prş Hzr 07, 2007 8:48 pm Mesaj konusu:
Site Admin
Kayıt: 04 Nis 2007 Mesajlar: 167
Dilara yazmış:
Bu konular hakkında fazla okumadım ama, yine de bu yazı akıcı ve açıklayıcı olmuş, makale tadında. Hatta daha da genişletilebilir kanımca. Teşekkürler.
Daha geniş bir araştırma yapmayı düşünüyorum. Bu görüş bir nebze bende mevcuttu fakat diğer forumda sayın Özedönüş ve Godot sayesinde biraz daha derinleşti ve oturdu. Zaten yazının bazı yerlerinde sayın Özedönüş'ün yazılarından alıntılar mevcut.
Aklıma takılan bazı sorular var hala. Onlara yanıt arıyorum. Yani bazı şeylerin tam oturması gerekiyor aklımda.
Beğendiğinize sevindim bu arada rica ederim _________________ Arkamdan gelme ! Önderin olmayabilirim.
Önümden yürüme ! Seni takip etmeyebilirim.
Yanımdan yürü ki eşit olalım...
( Kızılderili Atasözü )
Godot
Tarih: Prş Hzr 07, 2007 11:04 pm Mesaj konusu:
Kayıt: 07 Hzr 2007 Mesajlar: 1
yazı çok güzel olmuş, daha sonra ben de böyle çok uzun bir yazı yazmayı isterim, şimdilik söyleyeceğim...
pan-enteizm ile islamı birleştirdiğim an benim için tamamen tesadüf olmuştu, ben panteizm'i araştırıyordum ve hep kafamda bir düşünce boşluğu oluyordu, "bunda bir eksik var" diyordum, spinozanın görüşlerini incelerken panteizme çok yakındım fakat bir eleştiri yapıyordum ve gerçekten de bunu ispatlayabilirim henüz pan-enteizm'i bilmediğim günlerde bunu başka forumlarda yazdım "panteizm'in eleştirisi" diye bir yazı yazmayı düşünüyordum...
sonra tesadüfen pan-enteizm'e rastladım ve ne olduğunu okurken kafamdaki yap-boz parçaları birleşmiş gibi bir şey hissettim... "işte budur" dediğimi hatırlıyorum, o an bana hayattaki en gerçek şey gibi gelmişti, mevlana ve yunus emreyi zorlayarak panteizm ile açıklamaya çalışırken işte tam karşılığı geliyordu...
"tanrı hem somut, hem soyut, hem sonlu, hem sonsuzdur..." diye devam eden bir metin okuduğumda gerçekten de "ben bir panenteistim" düşüncesi kafama yerleşmişti...
daha sonra bunun pek tanınan bir görüş olmadığını farkettim, forumlara bu türden başlıklar açtım, islamın bu görüşe paralel olduğunu anlatmaya çalıştım...
ama nasıl anlatırsın, tamamen anlatamıyorum, anlatmak bunu anlamaktan daha da zor... _________________ suffice me!
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız